30 Nisan 2015 Perşembe

Looking for Alaska- Alaska'nın Peşinde Kitap Yorumu

Looking for Alaska- Alaska'nın Peşinde

John Green

Arka Kapak


İlk içki, ilk şaka, ilk dost, ilk aşk, son sözler...
Miles Halter, ünlülerin son sözlerine bayılan, sıradan bir gençtir.
Evindeki güvenli hayata katlanamadığından François Rabelais'nin ölmeden hemen önce "Büyük Belki" olarak betimlediği bilinmezin ne olduğunu bulabilmek için yatılı okula yazılır. Onu Culver Creek Lisesi'nde, aralarında Alaska Young da olmak üzere pek çok şey beklemektedir. Zeki, komik, son derece seksi ama bir o kadar perişan halde olan Alaska, Miles'ı kendi labirentine sürükleyecek ve "Büyük Belki" arayışında ona yol gösterecektir.


Her insanın hayatımıza bir sebep için girdiğine inananlardanım ben. Tanıştığımız, konuştuğumuz hatta kavga ettiğimiz her insan büyük resimde bir role sahip ve onu tamamlamadan hayatımızdan çıkmaz bence. 

İnsanlar yağmur olsaydı; ben çiseleme olurdum o ise bir kasırga.
John Green bu kitapta bunu anlatmış aslında. Miles Halter ünlü kişilerin biyografilerini okuyup bu kişilerin son sözlerini ezberlemeyi kendine hobi hatta belki takıntı yapmış bir genç. Geldiği yatılı okulda kendisiyle tamamen zıt Alaska Young ile tanıştığında Alaska'nın herkesten farklı olması Miles'ı Alaska'ya çeker. 

Alaska ise ruhsal iniş çıkışları olan zor bir karakter. Kuralları tanımıyor, kendisi kural koyuyor. 
Alaska Miles'ın hayatında onun unutamayacağı etkiler bırakırken düşünce şeklini de değiştiriyor. 

Miles için en büyük soru hayatının "Büyük Belki"sini bulabilmek ama Alaska için durum farklı. Alaska içinde bulunduğu labirentten nasıl çıkacağını merak ediyor asıl. Suçluluk ve pişmanlık labirentinden...

Kitap anlatım olarak Aynı Yıldızın Altında'dan farklı bir dile sahip. Bu kitapta John Green gençlerin arasına karışmış ve onlarla aynı şeylerden bahsedip aynı şeylere kafa yormuş.

İtiraf etmem gerekirse kitapta yer yer sıkıldığım ya da gözlerimi devirerek okuduğum yerler oldu. Ama asla bu kitaba kötü diyemem. Aksine bir insanın diğerleri üzerinde nasıl bir etki bırakabildiğini, bir insanın çevresi üzerindeki fark etmediği gücünü görüyorsunuz. Ayrıca bizi bu hayatta en çok etkileyen kişilerin bize benzeyen değil de bizden farklı olanlar olduğunu görüyorsunuz. 



Tüm hayatını bir labirentte mahsur kalıp bir gün buradan nasıl kaçacağını, bunun
ne kadar mükemmel olacağını düşünerek geçirirsin ve geleceği hayal etmek devam etmeni sağlar
ama bunu hiç yapmamana neden olur.
Geleceği sadece bugünden kaçmak için kullanırsın....


NOT: John Green'in Aynı Yıldızın Altında ve Kağıttan Kentler'inden sonra Alaska'nın Peşinde de film olacak. Filmin senaryosu Sarah polley tarafından yazılırken vizyona giriş tarihi henüz belli değil.



Birini değiştirip terk edemezsin.
Hepiniz eğlenmek için sigara içiyorsunuz;
bense ölmek için...

 "She loved mysteries so much, she  became one"
 (Gizemi çok seviyordu, bir gizem  oldu.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder