15 Mayıs 2015 Cuma

Black Ice- Siyah Buz Kitap Yorumu



Black Ice- Siyah Buz

Becca Fitzpatrick


Arka Kapak


Âşık olmak hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı…

Beni ona bakarken yakalayınca hemen gözlerimi kaçırdım. Bakarken yakaladığına inanamıyordum.
Ona karşı hissedebileceğim çekim fikrinden nefret ettim.
Beni rehin almıştı. Beni isteğim dışında alıkoymuştu. Son iyilikleri bunu değiştiremezdi.
Kendime onun gerçekte kim olduğunu hatırlatmalıydım.

Ama gerçekte kimdi?


Bundan önceki yorumum çok sevdiğim bir kitap olan After serisi üzerineydi. O seri beni öyle çok etkiliyor ki seriyi bitirdiğimde elime hangi kitabı alacağıma karar verememiştim. Kitaplığıma bir süre baktıktan sonra kendimi Becca'nın güvenilir ellerine teslim edebileceğime karar verdim. 
Yanılmamışım... Çünkü Becca alışveriş listesi bile yazsa okuyabileceğim harika yazarlardan biri benim için. 

Siyah Buz'u başlangıçta Fısıltı Serisi ile karşılaştırmamak mümkün değil bir Becca okuru olarak. Becca Fısıltı Serisinde okurlarını fantastik ve mükemmel bir dünyanın içine alırken Siyah Buz da bizleri tamamen farklı bir dünyaya dahil ediyor. Daha karanlık ve çok daha gerçek bir dünyaya...


Siyah Buz iki arkadaşın bahar tatili için dağ yürüyüşü yapmaya karar vermeleriyle başlıyor. Ama ne yazık ki bu gezi planladıkları gibi gitmiyor. Şiddetli bir kar fırtınasıyla daha tatilleri başlamadan berbat olduğunda onları bekleyen tek tehlike de bu değildi üstelik. 
İşin kötü tarafı dondurucu soğukta kalmak da değil...Kime güveneceğine karar vermek...


Gelelim karakterlere...Çünkü bu kitapta beni asıl etkileyen karakterler oldu. Baş karakterimiz Britt çocukluktan beri sürekli bir arada olduğu ilk aşkını unutamamış bir karakter. 
Korbie ise baş karakter Britt'in sözüm ona en yakın arkadaşı. 
Calvin ise Britt'in unutamadığı ilk aşkı, eski sevgilisi ve Korbie'nin ağabeyi...
Ve bir de Mason ile Shaun var...Bambaşka hikaye olan iki adam...

Beni karakterler hakkında etkileyen şey kimsenin mükemmel ya da masum olmayışı. Genç-yetişkin kitaplarında alışkın olduğumuz o baş karakter kızımızın iyilik ve mükemmellik timsali olma durumuna bu kitapla büyük bir çelme takılmış. 
Genel yargıya uymayan bir diğer durum da Britt ve Korbie'nin arkadaşlığı...En yakın arkadaş olarak göz önüne çıkan iki kişinin birbirlerine karşı davranışları arkadaşlıklarını sorgulamanıza neden oluyor.

Kitabın ilk başında asla ihtimal vermediğiniz bir düşünceye kitabın ortalarında acaba diyerek yaklaşırken sonunda da tamamen emin oluyorsunuz. İlk başta kendinizi sadece on parçalık bir puzzle çözecekmiş hissine kaptırıp sonra o on parçanın aslında bin parça olduğunu görüyorsunuz.
Becca Siyah Buz'u zeki bir kurguyla oluşturmuş ve tam kitaptan sıkılmaya başlama ihtimaliniz olduğu anda yeni bir sürpriz çıkarmış.

Kitabın üçte ikisi romantimden uzak bir çeşit hayatta kalım mücadelesi gibi. Ki bu Siyah Buz'un diğer genç-yetişkin kitaplarından farklı olmasını sağlayan bir başka neden. Ama bu romantizm eksikliği okuru rahatsız etmiyor, en azından beni rahatsız etmedi. 


Eğer bir zayıflığın varsa onu savunmak için çok
çalışman gerekir. Üşengeçlik yapamazsın.
Britt bugüne kadar sürekli başka birinin korumasına ihtiyaç duymuş, bunu istemiş biriyken bahar tatilinde yaşadığı olaylar onu tamamen farklı birine dönüştürüyor. Onu birilerine bağımlı bir kızken bağımsız, kendi ayakları üzerinde durabilen ve güçlü bir kadına dönüştürüyor. 

Kitabı bitirdiğimde detaylara fazla dikkat etmeyi seven biri olarak kafamda birkaç soru işareti kalmış olsa da bunları da kitabın cevaplanmamış gizemleri olarak saklamakta bir sıkıntı görmüyorum. 

Öte yandan Jude...hikayesi, zekası, gücü...etkileyiciydi. 


Kitap ile ilgili çok fazla spoiler vermek istemiyorum. Çünkü en ufak bir şeyi ağzımdan kaçırsam sanki tüm büyüyü bozacakmış gibi hissediyorum. 


Becca bu kitapla kendini tekrar eden bir yazar olmadığını kanıtlamış durumda. Anlatımı yine sürükleyiciydi ve sayfaların nasıl aktığına şaşırmış bir şekilde kitabı bitirmiş buluyorsunuz kendinizi. 

Kimileri Fısıltı Serisinden sonra Siyah Buz'da hayalkırıklığına uğradığından bahsetmiş. Ama ben buna pek anlam veremiyorum. İkisi bambaşka kitaplar ve ben Siyah Buz'u severek okudum. Bu da kitabı ve yazarı savunmak istememe neden olsa da tarzda farklılığa alışamamış olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum.

Siyah Buz rahatlıkla film olabilecek, dozunda romantizmi heyecanlı bir gerilimle karıştırıp sunan harika bir kitap bence. Kitabı bu kadar beğenmemin nedeni yazarının Becca olması olabilir elbette. bu nedenle fazladan birkaç kredi vermiş olabilirim. Ama tamamen objektif olarak yaklaşırsam da kesinlikle okumaktan pişmanlık duymayacağınız bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Becca'nın bir sonraki kitabı Dangerous Lies'ı okuyacağım günü de iple çekiyorum. 

Black Ice'ın aşık olunacak kitap tanıtım videosu da aşağıda. Sizce de sinemada izlenebilecek bir filme uygun değil mi?






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder